Tersine Kanon

24 Kasım 2011 Perşembe

Tesadüf...

Aylar önce bir hata yaptım. Hepimiz zaman zaman hatalar yapıyoruz. Ama telafisi olmayan hatalar asab bozuyor.

Hatanın otoritesi kartlarını masaya koyup, şartları kabul etmeyen gidebilir dediğinde çok geçti. Bürokratik mevzuat engeline takıldım, takıldık… Suçlu biz miydik? Belki de… Lakin sevgili Utku Çakırözer, sihirli değneğin hala elimizde olduğu o ‘ilk hafta’ derse gelmiş olsaydı, bizi bu hatadan döndürebilir, kendisi de dolaylı olarak bu hataya ortak olmaz idi.

Her neyse. Mevzu bahis ödev gereği ‘bürokratik’ kimselerle (devlet kurumlarında görevli basın müşavirleri) görüşecek, röportaj yapacaktık. Nasip olmadı.
Velhasıl bu geceyi bir şizoid tribe, kendimle şöyleşiye ayıracağım. (Kendime profosyonel sorular yöneltemem, canım yanar, o yüzden röportaj ecinnilere…)
Daha önce de belirttiğim gibi, bu metin de kısa süre sonra kaldırılacaktır.
Üzgünüm sevgili okuyucu… Ajda’nın Partisi ile döneceğim.

Sevgili Çakırözer, kariyerinizde başarılar diler, bu küçük hediyeyi kabul etmenizi rica ederim.
Erkin Koray- Muallim : http://fizy.com/#s/1aibkm


BAZI TESADÜFLER CAN YAKAR


Tesadüflerle karşılaşan ademoğlunun en klasik söylemi: Dünya çok küçük… Kimi zaman şaşkınlığı, kimi zaman memnuniyetsizliği, kimi zamansa sevinci işaret ediyor… Ancak öyle kimseler var ki; dünya gerçekten avuç içlerinde parçalanmış atom çekirdeği kadar küçük ve öfkeli. Onlar gelişen olaylar karşısında ne şaşkınlık, ne memnuniyetsizlik ne de sevinç gösterisinde bulunuyor.

Gökhan Ş. Şengül’de onlardan. Hayatının en keskin virajlarını tesadüfler sayesinde dönebildiğini anlatan Gökhan Ş. Şengül, yol ayrımlarında verdiği hayati kararlarda da tesadüflerin izini sürmüş olmasının büyük rol oynadığını belirtiyor. Sohbetimiz sırasında tozlu raflardan üfleyerek çıkardığı Orhan Veli kitabını aralayan Şengül, şu mısraları bizimle paylaşıyor: ” Birdenbire, Birdenbire / Her şey birdenbire oldu / Kız birdenbire, oğlan birdenbire / Yollar, kırlar, kediler, insanlar… / Aşk birdenbire oldu / Sevinç birdenbire.” Kısa süren sessizliğin ardından ‘ İşte bakın. Orhan Veli de tam olarak bundan söz ediyor. Hayatımızı yönlendiren tesadüfler. Durum böyleyken tesadüflere direnmek ya da şaşırmak anlamsız. Hayat hızlaakıyor ve sizin ayakta kalabilmek için hayattan hızlı karar vermeniz gerekiyor ‘ diyor ve ekliyor ” Ancak öyle tesadüfler vardır ki can yakar. Bunların ilki aşk öteki ölümdür…”

Ölene dek ölüme dair konuşabileceğini söyleyen Şengül, aşk hakkında konuşmanın aslında anlamsız olduğunu, aşkın da tesadüflerle süslü olduğunu ve bu tesadüflere direnmenin sadece ruhta değil kainatta da çatlaklar açabileceğine inandığını ifade ediyor. Aşk konusunda ısrarcı davranmamız üzerine, yine kısa süreli bir sessizliğe bürünen Gökhan Ş. Şengül, sessizliğini sonlandırarak anlatmaya devam ediyor; ’Evvel zaman içinde gönlüm bir ‘peri kızı’na düştü ve ömrümde ilk kez tesadüflere direnmeye yeltendim. Bu kez, öncekilerden farklı olarak, anlam veremediğim bir korku ve güvensizlik içimi sarmıştı. Hayattan daha hızlı davranmam gerektiğinin de farkındaydım. Denedim… Ancak aşk hayattan hızlı çıktı. Sonrası malumunuz… melodram… ”


TESADÜFLERDEN SORUMLU DEVLET BAKANI


Eğer Tanrı bir hükümet kurmuş olsaydı, beni Tesadüflerden Sorumlu Bakan yapardı diyen Şengül’ün hayalindeki kabineden bazı isimler ise şunlar ” Bukowski - Kadın ve Aile’den Sorumlu Devlet Bakanı, Nietzsche - Eğitim Bakanı, NICK CAVE – Kültür Bakanı, Bob Marley- Dışişleri Bakanı, Wagner -Sağlık Bakanı, HERMANN HESSE – Kaderden Sorumlu Devlet Bakanı, Marquis de Sade- Sosyal Güvenlik Bakanı.” Gülümseyerek onayladığımız Şengül, hayalindeki kabine hakkında ise ’Kasetlerinin çıkma olasılığı yüksek, lakin sevmek ve sevişmek tüm insanlığın en doğal hakkı. Ne bileyim mesela Nick… Benim en yakın dostum…. Adam aşkla besleniyor. Aşkın her türlüsü herifi ayakta tutan. Bu adama hangi erk sevişme diyebilir ki? Ağzımı bozmak zorundayım ama başkasının s.kiyle gerdeğe girilmez derler, mevzumuz tam da bu olmalı. Bırakın insanları kendi haline…” dediken sonra uykusunun geldiğini belirterek söyleşiye son vermemizi istiyor ve bizi Nick Cave’in efsanevi şarkısı ‘The Weeping Song” ile yolcu ediyor.



(evvel zaman içinde, kalbur saman içinde...)

0 Yorum:

Yorum Gönder

iblis

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

<< Ana Sayfa